24 Ağustos 2013 Cumartesi

Üzerimde Başka Bir Koku Var

Kaybolmuş. Ruhunda kaybolmuş bir insan. Kayboluşları çok yaşayan bir insan. Yağmurlu bir havada yürürken evine geldi. Yol kısa ama hava uzundu.Yağmurun kokusu güzel miydi? Bir an düşündü. Ama yağmurun kokusu dışında bir çok şey vardı aklını meşgul eden. Düşünmeyi bıraktı. Yağmurun kokusunu algıladı ama yorumlayamadı. Kafası fazla bulanıktı. Bir kaç adım daha. Kısa yol uzun adım uzun hava. Yorulmuştu sanki saatlerce yürüyormuş gibi. Onu yoran neydi düşünemiyordu. Nefes nefes evine geldi ve durdu. Öylece durdu ve burnuna bir koku takıldı. Kimindi diye düşünmeye başladı… Ama düşünceler ona hakim olmaya başlamıştı.
Üşüdü ayakları, çorapsız ayakları. Gülümsedi bir an ve düşündü. Düşünüyor muydu diye düşündü. Çünkü düşünceleri ona sahip çıkıyor ona hükmediyordu. Neler yaşamıştı şu bir yılda. Mutluluğu görmüştü, saf sevgiyi, saflığı görmüştü ve kaybedişleri üst üste… Üzülüyor muydu acaba? Kim üzülüyordu? Gidenler üzülüyor muydu? Sen hiç üzüldün mü? Sen neden sevdin bu insanları şimdi?
"Hayat hep tecrübelerle dolu, tecrübe kazanmaya gebe garip bir şey. Aa her yaşadığımız şeyden bi’ ders çıkararak nereye varacağız? Kusursuz bir hayata mı ? Yoksa ? Yoksa neye varıyoruz gerçekten. Kendimizi ne kadar düzeltebiliyoruz? Sorulardan bıktın mı? Bende. Yaşamayı istiyorum doğduğum günden beri. Mutlu olmayı uzun süreli becerememiş olmam benim suçum mu? Sorularımın cevaplarını veremiyorsam büyümüş sayılmam ben. Ayaklarım üşüyor hala bir çocuk gibi. Kalbim, kalbim neler geçiyor içinden kalbim bana da anlat. Mutlu olacak onlarca şey varken ben neden takılmışım bazı şeylere. Cevabını bilmiyorum sorunu bildiğim halde. Lanet olsun! İnsanlara beni kıracak kadar çok mu kötü şeyler yaptım? Yoksa saf olmak mı suç? Safça sevmek mi? Sadece onu düşünmek, sadece onu sevmek, sadece onunla mutlu olmak mı suç? Belki öyledir? Yine sorular, cevapları belli olmayan sorular. Yoruldum."
Her şeyi bıraktı ve uzandı koltuğuna. Gözlerini kapadı ve canının yanmaması için düşünmemeye çalıştı. Ne kadar zormuş düşünmemek.Gözleri yaşla dolmuyordu. İçi ağlamıyordu. İçi bomboştu. Koca bir boşlukta amaçsızca yürüyor, yolunu arıyordu. Tek başına, yolunu kaybetmiş. Her daim böyle olacak mıydı?
24.08.2013

12 Temmuz 2013 Cuma

174 günün hatrına

Tarihe not 174 gündür hayat muhteşem. Dert, tasa yok. Her şey bir kadına bağlı, bir kadın da bitiyor. Kadıköy iskelesinden denize bakarken kıymalı börek ve kola içiyorduk sigara dumanları arasında, kısa ayrılığın acısı içimdeydi gözlerim her an ağlamaya meyilli gibi… Karşımda dünyalar güzeli gülen bir kadın. Gülüşü? Ağlayacak gözlerimin önüne set çekmişti ve ‘sevgilimin canını yakamazsınız’ diyor gibiydi. ne de güzeldi.
Ben hayata bağlanmışım seninle be güzel kadın.