çarşafları yeni yıkadım, mis koktular, sigaranın kokusu sinmişti, uyutmuyordu. bazı şeyleri silmek zor, hele ki sevmediğin şeyleri, mesela sigara kokusu…
Fakir edebiyatı yapıp seni silmek senin kokunu silmek zordur demek istemiyorum, geçen bölümün en zor derslerinden biri olan bir dersin bütüne girmedi olarak gözükünce otomasyonda apar topar 24 üne aldığım bileti iptal ettirmek için çarşıya çıkacaktım. dolmuşlar dolu dolu geliyor o an her şeyden nefret ettim dedim ki keşke gelsen “kaçıp sana geldim” desen diye hayal kurdum, ama itiraf etmeliyim artık başkasına sarılıp uyuma hayalleri kuruyorum, onu istiyorum. gerçi o da imkansız gibi duruyor ama züğürt tesellisi, senin yerinde ayrı olunca öyle işte.
Bugün yani çarşamba kadıköye gidesim fotoğraf çekesim var, amaçsızca, ama çekiniyorum tek başıma gitmekten bilmiyorum neden, hala kurtulamadım şu çekinik davranışlarımdan, öğlen gibi kalkarsam giderim sanırım…
saat 02,15 suları geçen yıl seninle bu saatlerde önce ağlamış sonra deliler gibi gülmüş, kadıköyü ıslatan nisan yağmurunda dans ediyorduk. şimdi sikik yurdun üst ranzasında arka fonda çalan müzik boyun ağrılarım, uykusuzluk içerisinde sızlanıyorum, mutsuz da değilim ama mutlu da olduğum söylenemez, hayat şu aralar öyle böyle. içsek iyi olur ya. neyse iyi geceler.

0 yorum:
Yorum Gönder